Genel

Türk Hukukunda Yabancıları Geri Verme

Dr. Ergin ERGÜL

I. Kavram

Devletler arasında ceza alanında uluslararası karşılıklı adli yardımın en eski ve önemli türü olan geri verme (extradition), “bir devletin (talep edilen devlet) ülkesine sığınan bir bireyi yargılanması (hüküm amaçlı geri verme) veya cezasını çekmesi (infaz amaçlı geri verme) için diğer bir devlete (talep eden devlet) teslim etmesine imkân veren hukuki bir işlemdir.”1 Geri vermek teriminin Fransızcası olan “extrader” ve İngilizce “extradite”nin kökeni Latince “extradere” olup, “kişinin kendisine egemen olana zorla geri getirilmesi” anlamını taşımaktadır. Geri vermenin İngilizce ve Fransızcası olan “extradition” tabiri de, ex: dışarı, tradition: teslim, kelimelerinden türetilmiştir.

Türkçe’de “extradition” karşılığı olarak, bir zamanlar kullanılan ancak artık eskimiş olan “iadeyi mücrimin” teriminin yerine, günümüzde “suçluların iadesi”, “suçluların geri verilmesi” veya tek başına “iade” ya da “geri verme” terimleri kullanılmaktadır. Doktrinde yazarların çoğu, “suçluların iadesi” veya “suçluların geri verilmesi” ifadelerini, ifadelerde yer alan “suçlu” terimi nedeniyle yanlış ve eksik bulmaktadır. Zira suçlu mahkeme kararı ile suç işlediği kesin olarak belirlenen kişiyi ifade etmektedir. Oysa geri verme sadece bir suçtan mahkûm olanlar için değil, fakat suçtan dolayı şüpheli ve sanıklar hakkında da söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla bu işleme konu olan kişinin, daha geri verilme aşamasında “suçlu” ilan edilmesi yanlıştır.

Makalenin devamı için bu bağlantıyı izleyiniz.

Hukukçu ve Yöneticiler İçin Mevlana Bilgeliği (Türkiye Adalet Akademisi Yayınları)

ÖNSÖZ

 Bizim Mevlana olarak, Batı dünyasının Rumi diye bildi­ği büyük evrensel sufi düşünür ve bilge, çok yönlülüğü için­de aynı zamanda yetkin bir hukukçu kimliğine sahiptir.

Onun eserlerine günümüz sosyal bilimleri perspektifin­den bakıldığında, çağdaş hukuk ve siyaset gündeminin bir­çok konusuna değinildiği görülmektedir. Onun zengin dü­şünce dünyası ve hayatı incelendiğinde, insanlığın günümüz­de karşı karşıya kaldığı birçok sorunun çözümünde hukukçu ve yöneticiler için ilham kaynağı olabilecek tespit ve önerile­ri ile karşılaşılmaktadır.

Onun gündelik siyasi çekişmelerden uzak kalmakla bir­likte, halkın, ve insanlığın sorunlarını adaletsizlik, kötü yöne­tim, ayrımcılık, baskı, şiddet, aşırılık ve yolsuzluk gibi se­beplerle açıklaması ve çözüm olarak, adalet, özgürlük, eşit­lik, sevgi, kardeşlik, birlik, insanlık onuruna saygı, hoşgörü vb. evrensel insanlık değerlerini öne çıkarması, onun engin düşünce dünyasını günümüzün siyasi ve sosyal sorunlarının çözümünde de adres yapmaktadır.

İlk baskısı 2011 yılında yayınlanan ve Mevlana’ya iliş­kin sayısız çalışmalar arasında türünün ilk örneği olarak gö­rülebilecek bu çalışmayı zaman içinde yeni okuma ve araş­tırmalarım doğrultusunda güncelledim ve geliştirdim.

Bu baskının, son dönemde diğer faaliyet alanlarının yanısıra hukuk yayıncılığında da ciddi bir ivme yakalayan Tür­kiye Adalet Akademisi gibi yargı camiasının gözbebeği bir kurum yayınları arasında çıkması, kitabın hâkim-savcılarımızdan avukatlarımıza, çok daha geniş bir muhatap kitleye ulaşmasını sağlayacaktır.

Bu nedenle, hukukçularımızın bir bilge olarak zaten ta­nıyıp sevdikleri Mevlana’dan, aynı zamanda ilham kaynağı bir hukukçu olarak da tanıyıp yararlanmalarına vesile ola­cak olmaları nedeniyle çalışmanın yayına destek veren ve katkı sunan Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Sayın Yıl­maz Akçil’e, Başkan Yardımcısı Rıfat İnanç’a, Daire Baş­kanı Ertan Aydın’a ve Hâkim Dr. Merve Altuntop’a teşek­kürlerimi sunuyorum.

Eserin hukukçu ve idareci meslektaşlarıma ve ilgililere yararlı olması ve benzer çalışmalar için örnek oluşturması en samimi arzumdur.

 

Dr. Ergin ERGÜL

Yaşamkent, Ankara, Nisan 2015

İçindekiler Bölümüne Ulaşmak İçin Bu Bağlantıyı İzleyiniz.

TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ YAYINLARI – MAYIS 2015

 

 

Mevlana Perspektifinden İnsan Hakları


GİRİŞ

Bugün modern dünyada insan hakları, demokratik hukuk devletinin ruhu olarak nitelendirilmektedir. Ancak insan hakları, tek bir kültürle, belirli bir zaman ve mekanla sınırlandırılamayacak kadar köklü ve evrensel bir değerdir. Tarihimiz, kültürümüz ve medeniyetimiz ile onun evrensel düşünürlerinin, bilgelerinin eserleri dikkatlice incelendiğinde görülmektedir ki, insan hakları bizim medeniyetimizin de ruhudur, özüdür.

Bilindiği üzere, 1948 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilan edildiği 10 Aralık tarihi, ülkemiz dahil bütün dünyada insan hakları günü, bu hafta da insan hakları haftası olarak kutlanmaktadır. İlginç bir tevafuk olarak, insan hakları haftasını da içeren 7-17 Aralık tarihleri ülkemizde her yıl aynı zamanda, milletimizin insanlığa hediye ettiği en büyük değerlerden olan, büyük bilge Mevlânâ’nın ve onun günümüzde de bütün görkemiyle canlılığını koruyan evrensel düşüncesinin anıldığı bir hafta olarak kutlanmaktadır.

Bizim Mevlânâ olarak, Batı dünyasının Rumi diye bildiği aynı zamanda büyük bir hukukçu olan büyük mutasavvıf düşünür ve bilge Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin engin düşünce dünyası ve hayatı incelendiğinde, insanlığın günümüzde karşı karşıya kaldığı küresel sorunların çözümü için ilham kaynağı olabilecek birçok düşünce incisiyle karşılaşılmaktadır. Hiç kuşkusuz Mevlânâ’nın evrensel bilgeliğinden anlaşılmayı, keşfedilmeyi ve yararlanılmayı bekleyen konular arasında günümüzün en önemli, en güncel meseleleri arasında yer alan insan haklarının korunması ve geliştirilmesi başta gelmektedir.

Dr. Ergin ERGÜL

 

______________________________________

Adalet Dergisi, Sayı 51, Ocak 2015.

Makalenin Devam: Makaleye ulaşmak için bu bağlantıyı izleyiniz.

Mevlana Perspektifinden İslam ve Barış Hakkı

Giriş

Modern dünyada insan haklarına saygı, demokratik hukuk devletinin ruhu ve uluslararası barış ve güvenliğin anahtarı olarak nitelendirilmektedir. Ancak insan hakları, tek bir kültürle, belirli bir zaman ve mekanla sınırlandırılamayacak kadar köklü ve evrensel bir değerdir. İnsan hakları bizim inancımızın ve medeniyKetimizin de ruhudur, özüdür. İslam tarihi ve milletimizin geçmişi bunun parlak örnekleri ile doludur.

Bir insan hakkı olarak “barış hakkı”; çevre hakkı ve kalkınma hakkı gibi dayanışma hakları içinde üçüncü kuşak haklar arasında yer alır. Ancak yakın dönemde kavramsallaştırılmış olsa da bu hakkın da kadim kültür ve inançlarda da var olduğunu, bizim inanç ve medeniyetimizde de önemle vurgulandığını görüyoruz. DEVAMI

Yeni Bir Uluslararası İnsan Hakları Mekanizması: İİT Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu

Dr. Ergin ERGÜL – Yeni Bir Uluslararası İnsan Hakları Mekanizması: İİT Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu.

Dr. Ergin ERGÜL – A New International Body of Human Rights: the Independent Permanent Human Rights Commission of OIC

_________________________

Türkiye Adalet Akademisi Dergisi,  Sayı: 19 Yıl: 5

Makaleye ulaşmak için lütfen bu bağlantıyı izleyiniz.

Mevlana Anma Programı (2014)-Bartın Üniversitesi

 24 Aralık 2014 günü Bartın Üniversitesi tarafından “Mevlana Anma Programı” gerçekleştirilmiş olup, söz konusu anma programı kapsamında  Dr. Ergin ERGÜL “Mevlana ve İnsan Hakları” konulu bir konuşma yapmıştır.

 

İnsan Hakları ve Hz. Mevlana Konferansı (2014)-Selçuk Üniversitesi

12 Aralık 2014 günü Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde “İnsan Hakları ve Hz. Mevlana” konulu konferans gerçekleştirilmiştir.

Konferansa ilişkin haberler

Haber 7

Hürriyet

Milliyet

Radikal

 

Mevlana ve İnsan Hakları Konferansı (2014)-Adalet Akademisi

3 Aralık 2014 tarihinde Türkiye Adalet Akademisi’nde Mevlana ve İnsan Hakları konulu konferans gerçekleştirilmiştir.

KONFERANS SUNUMUNDAN ÖRNEKLER 

DEVAMI

Evrensel Adalet ve Barış İçin Bir İlham Hazinesi Mevlâna

İnsanlık onuru ve adalet Mevlana’nın düşünce dünyasının ve hayat felsefesinin merkezinde yer alır. O, yaşadığı dönemde hiçbir ayrım gözetmeksizin insanların haklarını savunduğu ve toplumun refahı ile adil ve iyi bir yönetim için mücadele verdiği için sadece etrafına toplanan sınırlı bir grubun değil, herkesin sevgilisi ve efendisi yani Mevlana’sı olmuştur. Mevlana daha çok evrendeki her hareketin, atomlarından galaksilere kadar uzanan coşkunun, dinamizmin kaynağı olan ilahı aşkın en güçlü şairi olarak bilinmektedir. Ancak, hukukçu yönü ele aldığı ve mücadelesini verdiği konular dikkate alındığında, aynı zamanda sosyal hayatın ve devletin temeli olan adaletin de şairidir.

Gerek ülkemizde gerek Dünya’da aydınlar, siyasetçiler, yöneticiler ve hukukçular ancak Mevlana’yı iyi kavradığı takdirde, insan hakları, düşüncü özgürlüğü, hukuk devleti, dünya barışı, özgürlük ve güvenlik dengesi,ayrımcılık yasağı,kamuda iyi yönetişim saydamlık ve etik ilkeler gibi kavramların içini doldurmak,teorik düzeyden pratiğe taşımak mümkün olabilecektir.

Dr. Ergin ERGÜL

Rumi a Source of Inspiration for Universal Justice and Peace

Rumi, is one of the greatest sages, universal thinkers, spritual masretrs and mystic poets of all times, Human dignity and social justice are at the centre of his world of thoughts he became, Mewlana, lover and master of not just a small group around him but of everyone as he defended human rights without any discrimination and struggled for the prosperity of the people and for fair and good governance, in this repsect. Rumi is not only the poet of love, which is the source of every movement in the universe, the vigour that reaches from te atoms to the galaşies and the dynamism, but he is also the poet of social life and justice which is the foundation of the state.

People in our age especially decison-mareks and lawmakers, should understand Rumi, who carries universal value for all humanity in terms of his lifestyle, thoughts and messages, They must especally learn and implement his approach to people, understanding of justice an freedom, his message to administrators, his honestly, tolerance and modesty and value he göves competence and merits, ethical values and expertise.

Dr. Ergin ERGÜL