Makaleler

Klasik Toplumsal Sözleşme Teorilerinin Yönetim Biçimlerine Etkisi

Dr. Ergin ERGÜL

The Influence of Classical Social Contract Theories on Forms of Government

ÖZET

Klasik toplumsal sözleşme teorilerinin hepsinin ortak yönü toplumun, devletin ve siyasi iktidarın temelini bireyi  esas alarak açıklamalarıdır. Bu bakımdan modern-ulus devletin oluşumuna katkıları son derece önemlidir. Bu teoriler bağlamında Hobbes, Locke ve Rousseau ilk akla gelen düşünürlerdir. Günümüz demokratik rejimleri üzerinde her üç düşünürün de değişik ölçülerde de olsa etkileri görülmektedir. Toplumsal sözleşme düşünürlerinin amacı, devletin nasıl ortaya çıktığını açıklamak değildir. Asıl hedefleri devlet denilen siyasal topluluğun temelinin ne olması gerektiğidir. Bu düşünürlerin her birinin siyasi düşüncesi genelde belli bir yönetim biçimine karşılık gelecek şekilde yorumlanır. Ancak yol açtıkları yönetim biçiminin dışında, hatta bazen tamamen karşıt biçimlerde başka siyasi rejimlerin ortaya çıkışında ve meşruiyetlerinin gerekçelendirilmesinde de etkili olmuşlardır. Çünkü her üç düşünür de çağlarını aşan şahsiyetler olduklarından teorileri kendilerinden sonraki bir çok siyasi düşünürü ve devlet adamını etkilemiş, bu bakımdan değişik yönetim biçimleri üzerinde de etkili olmuştur. Çalışma, klasik toplumsal sözleşme teorilerini, söz konusu üç ünlü teorisyenin düşünceleri ile bunların yönetim biçimleri üzerinde etkileri bakımından ele almaktadır.

Anahtar Kelimeler: Toplum Sözleşmesi, Devlet, Hobbes, Locke, Rousseau

ABSTRACT

The common feature of all classical social contract theories is that they all explain the foundation of society, state and political power by putting the individual in the centre. In this regard, their contribution to the formation of modern nation-state is extremely important.. In the context of these theories, Hobbes, Locke and Rousseau are the philosophers who come first to mind. It is seen that all three philosophers have effect on today’s democratic regimes to different extents The aim of social contract philosophers is not to explain how the state emerges. Their real target is to put forward what should be the foundation of the political community called state. The political opinions of these philosophers are generally interpreted in a manner to correspond to a certain form of government. However, apart from the form of government they lead to the emergency of, they have also played a role in the emergence of other political regimes even in opposite forms, and in justification of their legitimacy. As all three philosophers are the persons who go beyond their centuries, their social contract theories influenced succeeding political philosophers and politicians and had effect on different forms of government in this respect. This study discusses the classical social contract theories in respect to the views of these three well-known theorists as well as their effects on the forms of government.

Keywords: Social Contract, Government, Hobbes, Locke, Rousseau

Makalenin Devamı: Adalet Akademisi Dergisi

Jean Bodin’in Devlet Teorisi Üzerindeki Osmanlı Etkisi

Dr. Ergin ERGÜL

ÖZET

Jean Bodin, egemenlik terimini kavramsallaştıran ve siyaset bilimine kazandıran önemli bir Rönesans düşünürüdür. Bodin, mutlak monarşiyi savunan egemen devlet teorisini ülkesinde bozulan iç barışı ve güvenliği sağlamanın bir aracı olarak ortaya atmıştır. Devlet biçimlerini monarşi, aristokrasi ve demokrasi olarak sınıflandıran Bodin’in tercihi, doğal yönetim şekli olarak gördüğü mutlak monarşi olmuştur. Bodin monarşileri de krallık, senyörlük ve tiranlık olmak üzere üç kategoriye ayırmıştır. Bodin meşru bir yönetim biçimi kabul ettiği ve tiranlık monarşisinden farklı gördüğü senyörlük monaşisine klasik örnek olarak Osmanlı devletini vermiştir. Ayrıca bir çok Osmanlı devlet kurumunu ve uygulamasını krallık monarşisi tarafından uygulanması gereken iyi uygulamalar olarak değerlendirmiştir. Çalışma, Bodin’in özellikle Devletin Altı Kitabı’nda Osmanlı kurumlarına, politika ve uygulamalarına yaptığı göndermeler ve dönemin Osmanlı devlet anlayışıve yapısı ışığında, 16. yüzyılın bu önemli düşünürünün devlet ve egemenlik teorisi üzerindeki Osmanlı etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Jean Bodin, Egemenlik, Monarşi, Osmanlı Devleti,
Devletin Altı Kitabı

THE OTTOMAN EFFECT ON JEAN BODIN’S THEORY OF STATE

ABSTRACKT

Jean Bodin is an important Renaissance philosopher who conceptualized the term ‘sovereignty’ and introduced it into the political science. Bodin put forward the theory of the sovereign state supporting monarchy as an instrument for sustaining internal peace and security that had deteriorated in his country. The choice of Bodin, who classifi ed the types of state as monarchy, aristocracy and democracy, was absolute monarchy which he regarded as a natural form of regime. Bodin divided monarchies in three categories: royal, seigneuriale or lordly and tyranny. Bodin held up the Ottoman Empire as a classical example to “lordly monarchy” which he regarded as a legitimate regime and found diff erent from tyranny monarchy. Furthermore, he considered many Ottoman institutions and practices as good practices that should be implemented by royal monarchy. This paper aims to bring forward the Ottoman eff ect on the state and sovereignty theory of this important 16th-century philosopher in the light of his reference to Ottoman institutions, policies and practices in his book ‘Six Books of the  Commonwealth’ and Ottoman state concept and structure of that age.

Keywords: Jean Bodin, Sovereignty, Monarchy, Ottoman Empire, Six Books
of the Commonwealth.

Makalenin Devamı: Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Bağlamında Uluslararası Terörle Mücadele Stratejileri

Dr. Ergin ERGÜL

ÖZET

Özgürlük ve güvenlik dengesi günümüz demokrasilerinin ülke çapında, uluslararası örgütlerin ise, bölgesel, ulus üstü ve evrensel düzeyde sağlamaya çalıştıkları önemli ve stratejik bir hedefi ifade etmektedir. Demokratik dev­letlerin ruhu olarak nitelenen temel hak ve özgürlüklerin, günümüzde hukuk devletine yönelik tehditlerin başında gelen terörle mücadele bağlamında da korunması büyük önem taşımaktadır. Uluslararası örgütler, evrensel, bölge­sel ve ulusüstü düzeylerde insan haklarını dikkate alan terörle mücadele stratejileri hazırlamışlardır. Bu makalede söz konusu stratejiler arasında, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren “Birleşmiş Milletler Küresel Terörle Mücadele Stratejisi”, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “İnsan Hakları ve Terörle Mücadelede Rehber İlkeleri” ile “Avrupa Birliği Terörle Müca­dele Stratejisi” irdelenmektedir. Bu üç strateji belgesinin insan haklarına ilişkin içerdiği hükümler incelenerek, bu alanda dayandıkları ortak ilkeler ve farklılaştıkları alanlar ortaya konulmaktadır. Bu şekilde söz konusu uluslara­rası örgütlerin özgürlük ve güvenlik dengesine yaklaşımları, terörle mücade­le strateji ve politikalarında insan haklarının korunması konusunda yer alan ilke ve tedbirler incelenmek suretiyle gösterilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Özgürlük ve Güvenlik Dengesi, Terörle Mücadele Stratejisi, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği. DEVAMI

İslamofobi Olgusu Bağlamında Terörle Mücadele Dili ve Politikaları

COUNTER-TERRORISM LANGUAGE AND POLICIES IN THE CONTEXT OF ISLAMOPHOBIA

Dr. Ergin Ergül

 

ÖZET

İslamofobi İslam’a ve Müslümanlara karşı korku, düşmanlık, nefret duygusu ve bunun sonucu toplumsal hayatta Müslümanlara yönelik hoşgörüsüzlük, ret ve ayrımcılık olarak kendini gösteren bir olgudur. Bu olgu günümüzde özellikle Batılı Hristiyan toplumlardan başlayarak tüm Dünya’da giderek yaygınlık kazanmaktadır.  Bu durumun başta gelen sebeplerinden birisinin, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra İslam dünyasında gelişen terör örgütlerinin hedef gözetmeyen insanlık dışı eylemleri ile Batı ülkelerinde Müslüman ülkelerden gelen kişilerce işlenen terör saldırılarının batı medyası ve kamuoyunda yansıtılış biçiminin katkısının olduğu görülmektedir. Oysa Müslümanlar kendi ülkelerinde, Batı ülkeleri ile kıyaslanamayacak ölçüde can kaybı ve yıkımlar ile söz konusu terör örgütlerinin ve eylemlerinin en büyük hedefleri ve mağdurlarıdırlar. Olayın diğer bir mağduriyet boyutu ise, İslam’ın ve Müslümanların terörle ilişkilendirilmesi sonucu Batı ülkelerinde uzun yıllardır vatandaş veya göçmen olarak bulunan Müslümanların adeta karşı terör gibi gerçekleşen İslamofobik eylemler nedeniyle uğradıkları mağduriyettir. Terörle mücadele için gerek uluslararası gerek ulusal düzeyde çeşitli stratejiler hazırlanmıştır.  Bu stratejilerin İslamofobiyi doğrudan ve dolaylı olarak nasıl ele aldıklarının bilinmesi faydalı olacaktır. Bu makale İslamofobi olgusunun yaygınlaşmasında terörizmin rolünü, sözkonusu iki mağduriyet boyutu ile ortaya koymayı ve terörle mücadele politikaları ve İslamofobiki olgusu arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: İslamofobi, terör,  terörle mücadele stratejileri DEVAMI

I. Türk İslam Siyasi Düşüncesi Kongresi

Aksaray Üniversitesi öncülüğünde 8-9-10 Ekim 2015 tarihlerinde Türk İslam Siyasi Düşüncesi Kongresi düzenlenmiştir. Kongrede Dr. Ergin ERGÜL “Mevlânâ’nın Düşünce Dünyasının Siyasal ve Toplumsal Boyutları” başlıklı bir bildiri sunmuştur. Bildirinin özeti aşağıda yer almaktadır.

MEVLÂNÂ’NIN DÜŞÜNCE DÜNYASININ SİYASAL VE TOPLUMSAL BOYUTLARI         

(Political and social dimensions of Mevlana’s world of thought)

           Dr. Ergin Ergül*    

   ÖZET

 Bizim Mevlana olarak bildiğimiz, Batı dünyasının ise Rumi ismiyle tanıdığı, büyük mutasavvıf düşünür ve bilge Mevlana Celaleddin-i Rumi Türk-İslam düşüncesinin en büyük ve evrensel isimlerinden biridir. O, 13’üncü yüzyılda yaşanmasına rağmen tazeliğini yitirmeyen eserleri ve düşünceleri ile çağımızda da her millet, kültür ve seviyeden insanları etkilemeye devam etmektedir. DEVAMI

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN 8’inci MADDESİ AÇISINDAN YABANCILARIN SINIR DIŞI EDlLMESİ

Dr. Ergin ERGÜLAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8’inci Maddesi Açısından Yabancıların Sınır Dışı Edilmesi, Danıştay Dergisi, Yıl 2015,  Sayı 138.

Islamophobia and Counterterrorism Language

Terrorism cannot be associated with any religion. The West has to recognize the fact that rejecting its Islamophobic propaganda is the key to paving the way for peace in the world.

Makalenin devamı için bu bağlantıyı izleyiniz.

Avrupa Konseyi Çerçevesinde Terörle Hukuki ve Kurumsal Mücadele

ÖZET

Avrupa planında en geniş bölgesel hükümetlerarası örgüt olan Avrupa Konseyi (AK) 1949 yılından beri, temel değerler olarak benimsediği insan haklarının, hukuk devletinin ve çoğulcu demokrasinin korunması için çaba göstermektedir.

 Üyeleri terörizm problemiyle karşılaşan AK, üye ülkelerin ve örgütün faaliyetlerinin çerçevesini çizmeye yönelik hukuki mekanizmalar geliştirmiştir. Terör, örgüte üye devletlerin birçoğunu etkilediğinden, AK’nin dayandığı temel değerlere ve demokratik hukuk devletine ağır bir tehdit oluşturan bu can alıcı soruna karşı ortak çözümler bulmak gerekmiştir.

AK Avrupa’ya yönelik terörizmin karakteristiklerine uygun olarak üye devletleri daha etkili ve koordineli bir şekilde terörle mücadeleye seferber etmek üzere önemli bir hukuki çerçeve oluşturmuştur. Ayrıca hukuki belgelerin etkili şekilde uygulanmasının izlenmesi ve terör eylemlerine ilişkin yeni yönelimlere karşı çözümler geliştirilmesi için kurumsal mekanizmalar da geliştirilmiştir.

AK’nin fiili kurucu üyesi sayılan Türkiye, terörden en çok etkilenen üye ülkelerden biri olarak, terörle mücadele alanındaki AK çalışmalarına etkin bir şekilde katılmaktadır. Bu açıdan çalışma AK’ nin üye ülkelerin demokratik hukuk devletine dayanan sistemlerine karşı ciddi bir tehdit oluşturan bu önemli soruna karşı hukuki ve kurumsal mücadelesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. DEVAMI

Rumi’s Aproach to Human Rights and Freedoms

ABSTRACT

From the 13th century to the present day, Mevlânâ Celâleddin Mohammed has continued to guide whosoever wants to know himself/herself, to understand the meaning of life and to find the truth. Rumi is, without doubt, one of those universal personalities whose biographies, works and world of thought are deeply analysed. Especially the Masnavi, the most renowned work of Rumi, is a unique piece which enables us to understand his immense world of thoughts. It has been known that humanity, justice and freedom have an important role in his system of thought.

It is a well-known historical fact that instability, conflicts and human rights violations were extensive in the world, especially in Anatolia in the 13th century, the period during which Rumi lived. When his life, social relations, close contacts with administrators and scholars and the universality of his messages are taken into consideration, it can be concluded that his opinions may be helpful to find solutions to universal problems that communities and humanity face today. And the protection and development of human rights and freedoms certainly rank first among these issues. However there is not sufficient academic research on the lawyer and thinker identity of Rumi, who was a versatile wise man, and the reflection of his identity on his books. DEVAMI

AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESABATINDA YABANCILARIN AİLE VE ÖZEL HAYAT HAKKI ÇERÇEVESİNDE KORUNMASI

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi gibi yaban­cıların özel ve aile hayatı hakkını ayrıca düzenlememektedir. Yabancılar yönünden bu hak Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesi (AİHM) içtihatlarına dayalı olarak çıkartılan AB mevzuatından kaynaklanmaktadır. Ulus üstü bir örgütlenme olan Avrupa Birliği Avrupa Birliği Maastricht Antlaşması ile Birliğe üye devletlerin vatandaşları için, ülkelerinin vatandaşlığını tamamlayıcı olarak “Birlik yurttaşlığı” kavramını benimsemiştir. Dolayısıyla Birlik vatandaşı olmayanlar AB hukuku açısından yabancıdırlar. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Birlik vatandaşı yabancı eşlerin aile ve özel hayat haklarını tanımak için Avrupa yurttaşlığına dayanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa toplulukları Adalet Divanı, Aile Birleşimi Hakkı, İkincil Koruma, geçici Koruma

DEVAMI