Mevlâna’da Bütüncül İnsan Hakları Anlayışı

Dr.Ergin Ergül

Giriş

Çağımız her alanda muazzam değişim ve dönüşümlere sahne olmaktadır. İnsanlık, bireyin öne çıktığı, her şeyin her şeyi etkilediği, zamanın ruhuna uyamayan her şeyin krize girdiği yeni bir dünya ile karşı karşıyadır.

İnsan hakları çağı olarak adlandırılan günümüz, aynı zamanda bireysel ve kitlesel en ağır ve yaygın insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir çağdır. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü en çok dile getirilen değerler olsa da, en demokratik ülkelerin bile uygulama karneleri hiç de parlak değildir.

Çok yönlülüğünün ve evrenselliğinin içinde yetkin bir hukukçu kimliği de barındıran Mevlânâ eserlerinde, yeni bir olgu gibi sunulan insan haklarına ilişkin olarak da çağlar öncesinden günümüzdeki kavram ve ilkelerle uyumlu, hatta onları aşan tespitler, görüşler ortaya koymaktadır.

Çağındaki genel durumun aksine köle ve cariye kullanmayan Mevlânâ 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinden (İHEB) yedi asır evvel şöyle seslenir: “Bütün insanlar, kardeştir; ne kul vardır, ne köle.” İHEB’in ilan edildiği 10 Aralık tarihi tüm dünya’da insan hakları günü, bu hafta da insan hakları haftası olarak kutlanmaktadır. İlginç bir tevafuk olarak bir sonraki hafta Mevlana’nın temiz ruhunun asıl vatanına dönüş günü olan ve kendisinin düğün gecesi olarak nitelendirdiği 17 Aralık tarihini kapsamaktadır. Dolayısıyla İnsan hakları haftası, insan haklarından bahsederken Mevlana’nın bütüncül insan hakları anlayışının da dile getirildiği bir zaman dilimi de olmalıdır.

Biz bu yazıda, bu ulu evrensel bilgenin bütüncül insan hakları anlayışını yansıtan söz ve şiirlerini ele almaya, yorumlamaya çalışacağız.

Ergin Ergül

Stratejik Düşünce Dergisi, Aralık 2011, s. 99-102, Devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz: http://www.sde.org.tr/userfiles/file/aralik2011_kontrol_4.pdf

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


iki × = 8